Tüketici Hakları Avukatı

Mersin’de faaliyet gösteren Denizcioğlu Hukuk Bürosu, tüketici avukatı olarak tüketicilerin tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerinde onarım, değişim, iadenin sağlanması ve tazminat ve diğer haklarının korunmasının ve temininin sağlanması için müvekkillerine gereken en etkili hukuki desteği sağlamaktadır. Mersin tüketici hakları avukatı olarak Denizcioğlu Hukuk Bürosu, tüketici hakları konusunda yılların getirdiği derin bilgi ve birikim ile; İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetlerine başvurunun yapılması veya takibi, Tüketici Mahkemesi’nde dava açılması ve takibi ve Tüketicinin korunması mevzuatı ile bağlantılı üretici ve tüketici eksenindeki bütün davalarda müvekkillerimizi istedikleri hukuki sonuca götürecek etkili ve başarılı hukuki hizmeti vermekteyiz.

Tüketici Hakları Avukatı

Tüketici Hukuku, tüketici ile satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını ve durumunu koruyan, tüketiciyi aydınlatıp bilinçlendiren önlemleri tertip eden ve nihayet tüketicinin bir zararı varsa onu tazmin eden hukuk dalıdır.

2014 yılında yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun tüketici hukukunun temel kaynağıdır.

Tüketici hukukunun ve hükümlerinin uygulanması için ön koşul, söz konusu hukuki ilişkinin bir tüketici işlemi olmasına bağlıdır. Ticari veya mesleki gayelerle hareket eden kimseler veya bu kimselerin adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan satış, eser, taşıma, sigorta, simsarlık, vekalet, bankacılık ve benzeri diğer sözleşmeler de dahil olmak her türlü sözleşme ve hukuki işleme tüketici işlemi denilmektedir. Buna göre bir taraf tüketici diğer taraf ise tacir, satıcı, sağlayıcı, kamu tüzel kişisi veya bunlar adına ya da hesabına hareket eden kimseler olmalıdır. Bu itibarla her iki tarafında ticari amaç taşıdığı sözleşmelerde tüketici hukuku yerine ticaret hukuku gündeme gelecek ve görevli mahkeme tüketici mahkemesi değil ticaret mahkemesi olacaktır.

Malın Ayıplı Olması Durumunda Tüketicinin Hakları

En çok karşılaştığımız tüketici hukuku uyuşmazlığı olarak karşımıza çıkan ‘’malın ayıplı olması’’ halidir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8.maddesinde yer alan tanıma göre ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.

Ayrıca söz konusu maddenin ikinci fıkrasında da ilgili tanımı biraz daha genişletmiş ve örnekler vererek daha anlaşılır bir hale getirmiştir. Şöyle ki; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilmektedir.

Maddi, hukuki ve ekonomik eksiklikler kavramının izahı gerekirse; maddi ayıp, malın maddi varlığına ve bütünlüğüne ilişkin ayıptır; ekonomik ayıp, malın beklenen ekonomik getiriyi sağlamamasından kaynaklı ayıptır; hukuki ayıp ise genellikle malın kamu hukukuna sınırlamalara aykırılığı şeklinde ortaya çıkmakta olup, bunun en temel örneği kamu hukuku mevzuatına aykırı olan bir taşınmazın satımıdır.

Son olarak sözleşmeye konu olan malın, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi veya montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda gereği gibi monte edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir ve bu halde de ayıp hükümleri uygulanır. Malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hâllerde, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle montaj hatalı yapılmışsa, sözleşmeye aykırı ifa söz konusu olur.

Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.

Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.

İkinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz.

Ayıp, satıcının ağır kusuru ya da hilesi ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.

Ayıplı Hizmet Durumunda Tüketicinin Hakları

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir. Ayrıca hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen, internet portalında veya reklam ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler de ayıplı kabul edilmektedir.

Hizmetin ayıplı ifa edildiği durumlarda tüketici, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini sağlayıcıya karşı kullanmakta serbesttir.

Sağlayıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır.

Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.

Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.

Tüketici Hakları ile ilgili Başvuru ve Dava Süreçleri

Tüketici hukuku ile ilgili sorun ve uyuşmazlıklar, şikayete konu ürünün veya hizmetin bedeline göre Tüketici Hakları Hakem Heyetine başvuru veya Tüketici Mahkemesine dava yolları ile çözümlenmektedir. 2020 yılı için söz konusu parasal sınırlar;

a) 6.920 Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda İlçe Tüketici Hakem Heyetleri,

b) 6.920 Türk Lirası ile 10.390 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri,

c) Değeri 10.390 Türk Lirası üzerinde olan uyuşmazlıklar da ise Tüketici Mahkemeleri,

görevlidir.

Tüketici hakem heyetine başvuru dilekçe ile yapılır. 30 gün içinde karşı taraf da dilekçe ile cevabını vermek zorundadır. Heyet dosya üzerinden inceleme yapar ve karar verir. Bu kararlar tıpkı mahkeme kararı icraya verilebilir niteliktedir. Kararın yanlış olduğunu düşünen taraf 15 gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilir. Tüketici Mahkemesinin itiraz incelemesi üzerine verdiği kararlar kesindir.

Mersin Tüketici Hakları Avukatı İçin Bize Ulaşın